Ne Söylediğinle Değil, Kim Olduğunla İlgileniyorum!

Cuma, 11 Eyl 2009 15 yorum

Sanıyorum hızından ve görece güvenilirliğinden kaynaklanıyor olsa gerek; önemli bir kısmımızın haber alma tercihini klasik medya dışında kaynaklardan yana kullandığı yeni bir dönemdeyiz.

cpufBen, henüz yeni yaşanan sel felaketinde, Basın Ekspres yolunun dereye dönüştüğünü, merkezleri İstanbul’da bulunan ulusal kanallardan önce, otomobilinde mahsur kalan bir vatandaştan, Twitter yoluyla öğrendim. Bandırma’nın göle dönüştüğünü ise yerel kanallardan bile önce, altıncı kattaki evinde mahsur kalan bir gencin telefon kamerasından Facebook aracılığıyla gördüm.

Bu yeni haber alma biçimi, medya tekelinin büyük ölçüde kırıldığı anlamına geliyor. Dolayısıyla bu durum, pazarlama iletişimi faaliyetlerinde klasik mecraları hala ana mecra olarak kullananların bir kez daha düşünmesi gerekliliğini doğuruyor. Fakat bu dolaylı sonuç, ayrı bir yazının konusu. Bu yazıda değinmek istediğim başka bir konu var.

devamını oku…


Doğru Cevaplar İçin Doğru Sorular Sorun

Pazartesi, 24 Ağu 2009 2 yorum

Geçtiğimiz gün Dr. David J. Lieberman’ın “Aklındakini Okuyabilirim! || You Can Read Anyone” isimli kitabını okudum.

Benim zevkime pek hitap etmeyen bir tür olmasına karşın öylesine iddialı bir arka kapak metni vardı ki satınalmadan edemedim. Fakat yarattığı hayalkırıklığı da iddiası kadar büyük oldu.

Her ne kadar kitap beklentimi karşılamamış olsa da, doğru cevap alabilmek için doğru soru sormanın gerekliliğini bir kez daha hatırlamama yardımcı oldu.

Bilirsiniz, pazar araştırmaları yapılırken de göz ardı edilmemesi gereken en önemli konu, katılımcılardan doğru bilgi alabilmek için doğru soru sormaktır. Bu sebeple, Lieberman’ın okurlarına yönelttiği sorulardan bir tanesini ben de sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım benim kadar beğenirsiniz…

Junction

Bir yolcu, yol üzerinde iki farklı köye uzanan bir yol ayrımına gelir. Bir köyde, insanlar daima yalan söylemektedir; diğer köyde ise insanlar daima doğruyu söylemektedir. Yolcu, herkesin daima doğruyu söylediği köyde bir iş yapmak zorundadır. Köylerden birinde yaşayan bir adam, çatalın ortasında durmaktadır ama hangi köyde yaşadığına dair bir işaret yoktur. Yolcu adama yaklaşır ve tek bir sorur sorar. Adamın cevabında, hangi yolu izleyeceğini bilir. Yolcu ne sormuş olabilir ?

devamını oku…


Hayalinizdeki İşi Alabilirsiniz!

Çarşamba, 19 Ağu 2009 3 yorum

Bir çok insan için iş sahibi olamamak hayli stressli bir durumdur. Endişeye kapılır, kendi değerlerinden şüphe duyar ve ne yapacaklarını bilemezler. Bazen de panik içerisinde şirketleri özgeçmiş yağmuruna tutarlar. Ancak bu düşük riskli ve geri dönüş ihtimali düşük bir kumardır.

Panic

Ne kadar ümitsiz olursanız olun, potansiyel bir işverene asla bunu belli etmeyin

İş ararken yapmanız gereken ilk şey, herhangi bir nedenle size hitap ettiğini düşündüğünüz, çabalarınızı üzerinde yoğunlaştıracağınız birkaç şirketi belirlemek ve bu şirketler hakkında araştırma yaparak öğrenebileceğiniz her şeyi öğrenmektir. Bunun için şirketle daha önceden görüşmüş kişilerle konuşabilir, internetten faydalanabilir ve şirketin ürün veya hizmetlerini deneyebilirsiniz.

İstediğiniz işin nasıl değer yarattığını dikkatli bir biçimde düşünmeli ve şirketi en ince ayrıntısına kadar araştırarak, sizin deneyimlerinizle becerilerinizin yararlı olabileceği alanları bulmalısınız. Çünkü mülakat hakkı elde edebilmek için şirkete nasıl fayda sağlayacağınızı göstermeniz gerekir.

Ön hazırlık aşamasında edindiğiniz bilgilerden faydalanarak, aday olduğunuz görevle şirketi nasıl geliştireceğinizi, satışlarla karlılığı arttırırken masrafları nasıl kısabileceğinizi ve yenilikleri nasıl hızlandırabileceğinizi de anlatan bir özgeçmiş mektubu yazın.

devamını oku…


Bu Böyle Gitmez!

Pazartesi, 03 Ağu 2009 10 yorum

Hangi çalışan sabah erkenden sıcak yatağını terketmekten ya da akşam trafiğinde saatlerini yitirmekten keyif alır ki?

Peki ya işverenler? Onlar da aynı eziyeti çekmenin yanı sıra yol masrafı, öğle yemeği ve ofis masrafları gibi gider kalemlerini memnuniyetle mi karşılar?

Bu böyle gitmez… Gidemez… Gitmemeli de…

Mısır Medeniyeti

Yerleşik hayatın ilk görüldüğü yerlerden biri Nil Nehri Deltasıdır.

İnsanoğlu yerleşik hayata geçerken tarım yapabilmek için sulak alanları seçmişti. O günden beri hammaddeden ürüne uzanan süreç daima tek bir lokasyonda gerçekleşti. Dolayısıyla tüm paydaşlar hep yakın konumlandı.

Sanayi devrimi sonrasında, işlenmiş ürünlerin hazırlanacağı fabrikalar, mahsulün toplandığı yerlere yakın kuruldu. İşçiler, işi yakınlarda aradı; işverenler, işçiyi yakınlardan buldu veya işçiler evlerini fabrikaya yakın inşaa etti…

İlerleyen zamanlarda benzer mantıkla keresteciler sitesi, manifaturacılar çarşısı gibi alanlar oluşturuldu (Aggregation). Öyle ki; kuyumculuk gibi birarada olunmasının olumlu bir anlam ifade etmediği sektörlerde bile bu trend etkisini gösterdi.

Lojistik yakın zamana kadar ticaretin en önemli sorunlarından biriydi ve sadece iş yapış biçimlerine değil, yaşam biçimlerine de ciddi anlamda etki ediyordu. Oysa insan (bazen unutsa da!) çalışmak için yaşamıyor, yaşamak için çalışıyordu. Öyleyse yaşam biçimleri, iş yapış biçimlerine göre düzenlenmemeli; iş yapış biçimleri, yaşam biçimlerine göre şekillenmeliydi.

devamını oku…