Her zaman Türkiye’nin iyi idareciler yetiştirmek için uygun bir coğrafya olduğunu düşünmüşümdür. Öyle ki: pazarlamasını başarabilsek en çok talep gören ihraç ürünümüz olabilirler.
Ülkemizin kozmopolit yapısı, insanımızın girişkenliği, hızlı karar alma yeteneği, pratik zekası ve sayısız ekonomik krizle yoğrulmuşluğu düşünüldüğünde; diğer milletlerden yöneticilere üstün gelecekleri düşünülebilir. Fakat bu kadarı iyi bir yönetici olmak için yetmez!
Bütün yöneticilerin lider olması gerekir ancak çoğu sadece idarecidir.
Philip Kotler
Vaktinin çoğunu bütçeler, organizasyon çizelgeleri ve masraflar ayıran kişi idarecidir. Lider ise rakamları incelemeye gereğinden fazla vakit ayırmaz. Vaktinin çoğunu insanlarla geçirir. Şirketin içinden çok dışına odaklanarak fırsatlar araştırır ve mutlaka vizyon sahibidir.
devamını oku…
Tags: emir-komuta, İdareci, İdarecilik, İş Dünyası, Lands End, Lider, Liderlik, Philip Kotler, Temel Aksoy, Yönetici, Yöneticilik

Temel Aksoy
Temel Aksoy‘un (Synovate Turkey, CEO & Araştırmacılar Derneği, Yönetim Kurulu Başkanı), blogunda yeralan “Markalar Zamanın Ruhunu Yansıtır” başlıklı yazısını okuduktan sonra üzerine düşünme fırsatım oldu.
Kendisi yazısında “Tüketimin temel ihtiyaç ve fonksiyonel faydadan koparak, öznel bir hal alması onu rasyonellikten uzaklaştırır.” demiş. Bu noktada Levent Erden (Euro RSCG 4D Turkey, CEO & IAB Türkiye, Yönetim Kurulu Başkanı) de aynı görüşü savunur fakat pazarlamanın önde gelen iki isminin tüketim kararına yaklaşımları işte tam da bu noktadan sonra birbirinden ayrılır.
Aksoy, yazısına “Tüketim, insanın toplum içindeki kimliğini inşa ederken kullandığı bir araçtır” diye devam ederek tüketim kararlarını yalnızca tüketicinin çevresinde yaratacağı imaj algısı faktörüne bağlamış.

Levent Erden
Ancak Erden kadınların iç çamaşırına neden çok para verdiklerini tam olarak şu cümlelerle açıklar: “Kadınlar iç çamaşırlarını başka kadınlara gösteremezler, erkeklere göstermek için olsa, bir erkek zaten oraya kadar geldikten sonra iç çamaşırıyla ilgilenmez. Sonuçta kadınlar onca parayı yalnızca kendilerini tatmin etmek için verirler.”
Yani benim anladığım Temel Aksoy “Çevre tarafından algılanılmak istenen imaj planlanarak tüketim kararları verildiğini” savunurken Levent Erden “Tüketicinin kendini nasıl hissetmek istediğini gözeterek tüketim kararı aldığını” savunur.
(Erden savına uygun olarak aklıma gelen ilk markalama örneği “L’Oréal, Ben buna değerim”)
Belki ikisi de doğru veya ikisi de yanlış… İşin aslı burda doğru ya da yanlışı aramıyorum. Amacım yalnızca iki farklı düşünceyi buluşturarak yorumu okuyuculara bırakmak…
Sosyal Ağlar