Parıltının Arkasında Daima Pislik Ara!

nologo

Henüz genç bir gazeteci olan Naomi Klein, genç yaşta dedesinin verdiği öğütten çok etkilenmiş ve hep kulağına küpe etmiş: “Parıltının arkasında daima pislik ara!”. Küreselleşme karşıtı öğrenci hareketleri ilgisini çekmeye başladığında, dedesinin öğüdünden hareketle büyük ve parıltılı markaların arkasındaki pislikleri (şirketleri) incelemeye almış.

Neticede kuramsal bir kitap olmasa da “No Logo” ile çokuluslu şirketler, markanın oluşum tarihi ve şirketlerin gerçek yüzü hakkında bilgi kaynağı niteliğinde başarılı bir araştırmacı gazetecilik örneği ortaya koymuş. Ayrıca küreselleşmeye küresel bir hareketle karşı çıkmış.

Kendisi de “No Logo” ile markalanmış ve onunla anılmaya başlanmış. İstem dışı da olsa bunun gerçekleşeceğinin farkında olduğunu kitabında belirtmiş fakat asıl ironiyi yaratan kitabın üzerinde yer alan “Uluslararası Bestseller” ifadesi olmuş.

Kitap dört bölümden oluşmaktadır:

  • İlk bölüm Yer Yok‘ta (No Space) marka olgusunun ortaya çıkışı, markaların genişleme ve evrimleşme süreci ile şirketlerin yarattıkları yaşam biçimlerini insanlara ve özellikle gençlere nasıl dayattıkları, bu vesileyle de kültür ve eğitimin pazarlamaya nasıl teslim olduğu anlatılmış.
  • İkinci bölüm Seçenek Yok‘ta (No Choice); küresel şirketler eliyle, fazlasıyla büyütülen kültürel seçenek ihtişamı vaadinin; yine aynı şirketlerin gerçekleştirdiği şirket evlilikleri, yağmacı franchising, sinerji ve sansürlere varan kısıtlamalar ile nasıl ihanete uğradığı ifade edilmiş.
  • Üçüncü bölüm olan İş Yok‘ta (No Jobs) küreselleşme sonucu kapatılan ya da taşınan fabrikalardan ve bunun sonucunda oluşan istihdam sorunları incelenmiş; pek çok işçinin iş dünyasından giderek kopması, kendi işini kurması, Mcİşler ve işletmelerde dışarıdan iş gücü kiralamanın yanı sıra, yarı zamanlı ve dönemsel işler dahil olmak üzere iş piyasası eğilimlerinden bahsedilmiş.
  • Küreselleşme karşıtı eylemler ve direnişlerden bahsedilip, bu protestoların biçimlerinin de değişerek küreselleştiği anlatılan, kitaba da adını veren dördüncü ve son bölüm Logo Yok‘ta (No Logo) ise güncesi çıkarılan şirket hâkimiyetinin gerçek alternatifinin tohumlarını eken bir eylemciliği, şirketleşme karşıtı bu eylemciliği harekete geçiren güçlerin karşı karşıya gelerek etkileşim göstermesi ve en önemlisi üç sosyal taşıyıcı olan istihdam, sivil özgürlükler ve kentsel alanların saldırıya uğramasına vurgu yapılarak kitaba nokta koyulmuş.

Geçmişte de kendimizi özgür sandığımız fakat işin gerçeği markalar ve onların devasa şirketleri tarafından kuşatılarak koyunlaştırıldığımız üzerine düşünürdüm. Morpheus haklı mıydı değil miydi hala bilmiyorum ama bu kitabın neler olup bittiğini kavrayabilmek adına iyi bir kaynak olduğunu ve bu kitapla birlikte biraz daha aydınlandığımı söyleyebilirim.

Böylece; söz konusu şirketlerin yarattıkları yapay kültürler veya yaşam biçimleriyle bireyleri etkisi altına alma ve aile yaşantısından, yiyecek içecek alışkanlıklarına, giyim zevklerinden, arkadaş ilişkilerine kadar her şeyi kendi pazarlama hedefleri doğrultusunda yönlendirme çabasında olduğu yönündeki yargımı destekledim.

Kitapta da açıkça örnekleriyle aktarıldığı gibi, sanılanın aksine liberal ve rekabetçi pazarlar bulunmadığı gibi; aksine şirket evlilikleri, satın almalar ve gizli anlaşmalarla kurulan devasa ortaklıklar sayesinde pazara yeni girişler ve rekabetçi ortam yaratılması engellenmektedir. Üstelik dünya medyasının birkaç büyük ailenin elinde olduğundan, karşı söylemlerin ve yapılan çeşitli haksızlıkların duyulması engellenebilmektedir.

Morpheus haklı mıydı değil miydi bilmiyorum ama neler olup bittiğini kavrayabilmek adına bu kitabın iyi bir kaynak olduğunu söyleyebilirim…

(Bu yazının oluşturulmasında sosyal medyada yer alan yorumlardan da faydalanılmıştır.)

Arka Kapak:

“(Küresel karşıtı) hareketin kutsal kitabı”
– The New York Times

“No Logo yeni yüzyılın, Seattle ruhunun Das Kapital’i”
– Hürriyet

“Postmodern kapitalizmin, özellikle şirketlerin baskıcı markalama faaliyetlerinin ve buna bağlı olarak tüm dünyada ticarette güç yapılarının şık bir biçimde tartışıldığı bir çalışma.”
– The Guardian

“Naomi Klein gerçekten de cesur bir kadın… Güçlendirici ve dikkatli bir gazetecilik örneği ve direnişe dikkat çelici bir çağrı… Kitap, aydınlatıcı istatistiklerle ve alışılmadık bire bir kanıtlarla dolu… Bu, rastgele bir kapitalizm karşıtının ya da moda bir ütopya savunucusunun yazısı değil. No Logo, akıcı, karşı geldiği ve kabul etmediği konularda antidogmatik ve zeki bir öfkeyle pozitif bir ateş.”
– The Observer, London

No Logo bilgi çağının temel vaatlerine ihaneti ortaya çıkarıyor: seçenek, karşılıklı etkileşim ve özgürlüklerin artışı. Eşit parçalar halinde kültürel analiz, siyasi bildiriler, marka fareliği anıları ve gazeteciliğin ortaya çıkışı. No Logo ambalajlanmış dünyamızı alıyor ve parçalarını net bir ekonomik ve sosyal perspektife oturtuyor. Naomi Klein giderek tırmanan küreselleşme karşıtı eylemci direncini heyecanla izliyor; en tanınmış markalardan bazılarının kendilerini bir sprey boya kutusunun, bir bilgisayar korsanlığı olayının ya da uluslararası bir şirket karşıtı kampanyanın yanlış tarafında bulduklarını açıklıyor ve neden giderek artan sayıda gencin daha adil bir dünya talebiyle sokaklara döküldüğünü anlatıyor.

1970’te Montreal’de doğan Naomi Klein, ödül kazanmış bir gazeteci. Makaleleri, The New York Times, The Nation, The Guardian, The New Statesman, Newsweek International, The Village Voice ve Ms. Magazine’in de aralarında bulunduğu çok sayıda yayında yer almıştır. Kanada’da The Globe and Mail’de ve İngiltere’de The Guardian’da aynı anda yayımlanan bir köşesi bulunmaktadır. 29 yaşında yazdığı No Logo 23 dile çevrilerek kısa sürede uluslararası bestseller listelerinde yerini aldı. İngiltere’de beş belgesele ilham kaynağı oldu. Dünyaca ünlü müzik grubu Radiohead kitaptan o derece etkilendi ki, İngiltere turneleri boyunca hiçbir şirketin reklamını kabul etmedi.

1 thought on “Parıltının Arkasında Daima Pislik Ara!”

Bir Cevap Yazmaya Ne Dersiniz?